Montag, 17. August 2009

Toplum olarak hedefimizi iyi belirleyelim !

Yazıma başlamadan, ilk önce hedef kelimesinin kavramının ne olduğuna bakalım. Hedef ulaşılmak istenen yerdir.
Toplum olarak hedefimiz ise, beraberce hayatımızda bulunmasını istediğimiz, beraberce çalışarak gerçekleştirmeyi düşündüğümüz ve kazanılabilen dünya mutluluğuna ait özelliklerdir.

Toplum olarak hedefimiz var mı yokmu acaba? Cavabını sizlere bırakmak istiyorum.

Bence:

1. Hedefi olan toplum:

Hedefi olanların ilerlemek için yolları vardır. Çünkü hedef belirlemek yol ve yön belirlemektir. Hedefi belli bir toplum hedefine doğru yürüdükçe ilerler.

2. Hedefi olmayan toplu:

Hedefsiz toplum sürüklenen kaybeden toplumdur. Çünki nereye gidecekleri, nasıl gidecekleri ve ne zaman gidecekleri belli değildir. Hedefsiz toplum, kökleri kesilmiş ağaç gibidir, duyguları beslenmediği için yeşermez. Toplum olarak kendimizi hedefsizliğe mahkum edersek, hedefimizi, geçici hayallerle karıştırırız ve ne talihsiz bir toplumuz diye kendimizi ağıtmaya uğraşırız.

Hedefimizi iyi belirlerde çalışırsak – geleceğimiz için iyi sonuçlar çıkacağından emin olabiliriz. Bu yolda başla gözle çalışmamız gerekmez mi? Hatta gerekdiği takdirde bütün vaktimizi bu yolda geçirmemiz lazım, daha da yetmezse maddi ve manevi fedakarlık yapma mecburiyetimiz var, ancak ozaman sonuç alabiliriz.

Gelin beraberce din, dil, ırk, mezhep, dernek, teskilat ayırımı yapmadan bütün insanlığın saadeti, huzuru, refahı, hürriyeti, itibarı ve selameti için var gücümüzle çalışalımki toplum ve kendimiz için hedeflerimizi belirleyelim.

Bunuda ancak kol kola verirsek başarabiliriz, gelin ilk adımı beraberce atalım ve ilk önce edinmiş olduğumuz tercübelere dayanarak asgari sorunları tespit edelimki – toplum olarak bahsetmiş olduğumuz geleceğimiz için hedeflerimizi belirliyelim ve bunları uygulamaya başlayalım.

Sizlerden bireysel olarak ricam, edinmiş olduğunuz veya farkına vardıgınız sorunları info@nbz-online.atBu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır adresine gönderinki bunları bir arada toplayalım ve herkese duyuralım ve bunları hedeflerimizide belirliyerek nasıl çözeriz onların yoluna bakalım, bunuda ancak beraberce yapabiliriz.

Sizlerden bu konuda katkı geleceğini ümit ederek

Montaigne'nin sözleriyle yazımı bitirmek istiyorum:

‘Hedefi olmayan gemiye hiç bir rüzgar yardım edemez’

Saygılarımla
Adnan Dinçer
NBZ Partisi Genel Başkanı

Sanal dünyada rumuz kullananlar!

Büyük bir ilgi ve zevkle www.turkonline.at sitesinin kuruluşundan bu yana haberleri ve yorumları takip etmekteyim, çok zaman hakkımda iyi ve kötü yorumlar yazıldı, hiç birine cevap vermeme kararı almıştım, nedeni ise bana iyi veya kötü eliştiri aktarmak isteyenler benim kendi mail adresime bunları yazabilir veya telefonla arayarak söyleyebilir, ama sanal dünyada kendi ismini kullanmadan rumuz altında bir insanı eliştirmesi çok kolay, ben sürekli her konuya açık bir insan olduğumu tekrar hatırlatmak istiyorum, iyi veya kötü ne varsa bana yazabilirsiniz, eğer hatam varsa bunları düzeltmeye ugraşırım, düzeltemediğim taktirde eleştirebilirsiniz.
Her insan hata yapa bilir, ama bir insana çamur atmak bence ahlak dışıdır. Yapıcı eleştiriye her zaman açık olduğumu tekrarlamak istiyorum, ben şahsen rumuz kullanarak her hangi bir yazı yazmayı sevmem. Yazacak veya söyleyecek olursam bunu kendi ismimle söyler ve yazarım, ondan dolayı sizleride yapıcı eleştirileri kendi isminizle yazmanızı tavsiye ederim, gerçi rumuz altında bir insana kötülemesi ve çamur atması çok daha kolay değil mi?

Rumuz altında yazılara bazılarıda doğal olarak cevap vermek istiyor, ama rumuzun kimin kullandığını – aynen kendininde diğerli bilmesin diye kullandığı gibi - bilmeden yine kapalıda olsa bazlarını kötülüyor, nedeni isi şu kişi yazmış olabilir düşüncesine kapıldığından. Ben kimseyi rumuz kullanarak kötülemem buna da ihtiyaç duymuyorum, bazıları bunu yapmak istiyorsa kendisi bilir, benim yazacak ve söylecek bir şeyim olduğunda bunu kendi ismim altında yazar ve söylerim, zaman zaman yazmış olduğum yazılarda olduğu gibi yine bana her hangi bir mesaj aktarmak istiyen arkadaş ve şahsiyetlere site adresimi veriyorum, ordan isteyen bana ulaşabilir.

Bir önceki yazımda yazmış olduğum gibi sizlere şunları hatırlatarak kendi isminizle yazacağınız önerileri ve eliştirileri bekledigimi tekrar hatırlatmak isterim.

“Gelin beraberce din, dil, ırk, mezhep, dernek, teskilat ayırımı yapmadan bütün insanlığın saadeti, huzuru, refahı, hürriyeti, itibarı ve selameti için var gücümüzle beraberce çalışalımki toplum ve kendimiz için hedeflerimizi belirleyelim.

Bunuda ancak kol kola verirsek başarabiliriz, gelin ilk adımı beraberce atalım ve ilk önce edinmiş olduğumuz tercübelere dayanarak asgari sorunları tespit edelimki – bunlarin cözümü icin ne gerekiyorsa belirliyelim ve bunları uygulamaya başlayalım.”

Saygilarimla
Adnan Dincer
www.adnandincer.com

Freitag, 26. September 2008

Avusturya Vatandaşlığı

Yıllar önce başlayan Avusturya Vatandaşlığına geçme, yıllarca hızlı bir oranda Türk kökenlilerin arasinda artarken, son zamanlarda bundan bir kaç yıl önce Avusturya Vatandaşlıgına geçenler tekrar Türk Vatandaşlıgına geçmek için baş vurmaya başladı, bu bir yönden belirli bir yaşa geldikden sonra, Türkiyeden emekli olamak istiyenlere Türk Vatandaşlıgın mecburi koşulması, diğer yönden ise, Avrupadaki artan İslam fobisinden ve Yabancı düşmanlığından kaynaklanan durumlardan dolayı, tekrar Türk Vatandaşlıgına geçerek, kesin dönüş yapma çabalarından dolayi. Gerçekden Yabancı düşmanlıgı arttımı? Yoksa bizemi öyle geliyor? Hayır öyle gelmiyor, Avrupa rasisim merkezinin bir araştırmasında bu kanıtlarla tespit edilmiş durumunda, artık yabancılar avrupada istenmez duruma geliyor ve geldi, bunun bazısı bizden kaynaklanıyorsada, çoğu sebebin Avrupalılardanda kaynaklandıgı ortada, bizler entegrasyon yolunda ne yaptık, bulunduğumuz Ülkenin Vatandaşlıgına geçmemize rağmen, buraların resmi dilini öğrenemedik, kendimizi ifade edemedik, bizleri temsil edeçekleri seçmedik, birlik ve beraberlik göstermedik, bizler ilk önce yaşadığımız ülkedeki sorunları bilmemiz lazımki, o sorunların üzerine gide bilelim, çocuklarımıza en iyi eğitimi sağlamamız gerekir, bizleri en iyi şekilde temsil edeçekliri seçmemiz lazım, onlarda bizleri gereken yerlerde en iyi şekilde temsil etmesi gerek, eğer temsil etmediyse diğer seçimlerde oyumuzu başka bir adaya vere bilirz. Fakat Siyasetle uğraşanlara bir kezde olsa bir şans vermemiz gerekmezmi? Biz bunu yapmadan hemen aday olan herhangi bir şahısı kötülüyoruz? Bu niye böyle acaba? Yoksa biz kıskanç bir milletmiyiz? Şumu aklımıza geliyor? Ben o işi yapamıyorsam kimse yapmasın ! Yorumunu ve cevabını sizlere bırakmak istiyorum, fakat şunu söyleye bilirizki, birlik olarak, bizleri iyi seçeceklere desdek vermessek, kimler bizi temsil edeçek ???

Donnerstag, 25. September 2008

Siyaset ve Siyasetciler


Sevgili okuyucularım, bizler bu avusturyaya nicin geldik, elbette vatandaki ekonomik sorunlardan kurtulmak ve iyi bir yaşam sürdüre bilmek için. Uzun süredir burda yaşıyoruz burayi artik vatan olarak bildiğimizden, her konumdada bunu gerçekleştirmemiz gerekiyor. Siyasi haklarımızı aramak ve toplum olarak isteklerini burdaki siyasi platfomlarda duyurula bilinmesi için, elbette Siyasetciler gerekiyor. Bunu Avusturya kökenli Siyasetcilerde bizler için yapabilir, fakat bunların sayısı nadir ve bizim toplumun tam isteklerini bilmedigi kanatındayım. Bundan dolayi türk kökenli arkadaşlar, bu konuları daha iyi bir şekilde müdafa edebilir, cünkü onlar sizden biri burda sizin yaşadığınız sıkıntıları yaşadılar ve yaşamakdalar. Fakat bu arkadaşlarımızın çabası ne kadar fazla olursa, çekemeyenide daha fazla artıyor ve bununlada kalmiyor daha kötüsü bu arkadaşları kötülüyorlar, çamur atıyorlar gereksiz suçlamalarda bulunuluyor, şikayet etmeye kalkıyorlar, bu arkadaşların yüksek miktarlarda maaş aldığı söyleniyor, keşkede öyle olsaydı, fakat şunu bilmemiz gerekiyorki, bu arkadaşlar zamanlarının çoğunu üçret almadan yapmakdadır, aldıkları ise genelde toplantı başına çok cuzi rakamlardır, bu mikdarlar inaninki çoğu zaman bir Sigara almıya bile yetmiyor, buna rağmen çekemeyenler, aksini anlatıyorlar, bende bilhassa bu arkaşlara şunu söylemek istiyorum , kesin iftira atmayi, söyledikleriniz doğruysa, arkaş sizde girin siyasete, sizde alın o zaman o yüksek maaşları.

Mittwoch, 24. September 2008

Yabancı düşmanlığı

Avrupa’da ve özellikle de Avusturya’da gün geçmiyor ki, Türklere ve müslümanlara karşı hakaret edilmedigi gün olsun. Bir cami yapıyoruz. Buna az da olsa görkemli bir minare ekleyelim dediğimizde, hemen karşıtları çıkıyor, yürüyüş yapıyor,imza topluyor ve camilere giren çıkanları videolara çekiyorlar. Sanki suçluları izler gibi.Halbuki İslam dini Avusturya’da 1912 yılından beri resmen tanınmış ve Avusturya anayasasında diğer dinlerle birlikte yer almıştır. Buna rağmen tanımak istemiyorlar.

Uygulanan kasıtlı karşıt politikalar yüzünden istenmeyen bir kitle haline getirildik,getiriliyoruz. Yabancılara karşıt politikaları ile bilinen partiler dışında yönetimi elinde bulunduran iktidar partileri de bizleri istemediklerini açıkca olmasa bile dolaylı yollardan dile getirmeye başladılar.

Minare yapılmasın diye yasaları bile değistirmeye kalkıyorlar. Bazı politikacılar ve partiler de kendi yandaşı medya ile birlikte hareket ederek yerli halkı yabancılara karşı kışkırtmaya ve bundan politik rant elde etmeye kalkışıyorlar. Binlerce Türk kökenli vd. müslümanları hiçe sayıyorlar.

Fakat seçimler geldiğinde, bizim oylarımızı almak ve bizden oy istemek için, bazılarımızı seçilemeyecek sıralara yerleştirerek, Avusturya vatandaşlığına geçmiş yabancılardan oy topluyorlar. Maalesef bizler de bu basit oyunlara her sefer malzeme oluyoruz.

Seçilecek bir sıradan yabancı bir aday göstermeleri söz konusu bile olmuyor. Çünkü seçilecek bir sıradan aday gösterildiğinde tüm kitle halinde o adayı destekleyeceğimizi ve mutlaka seçileceğini çok iyi biliyorlar. Bu nedenle her seçim arefesinde kuyruk sayılacak sıralarda, asıl kendi gücünü bilmeyen kendi adaylarımıza rastlıyoruz.

Her parti mümkün olduğu kadar kendi demokratlığını! göstermek için -biraz da diğer Avrupa ülkelerine ayıp olmasın diye- kuyruk adaylarını rahatça bulabilmektedir. Bizlerin hakkımız olan her şeyi dile getirmeye ve istemeye hakkı vardır. Daha fazla gösteriş olsun diye demokrasi malzemesi yapılmış kuyruk adaylar olmak istemiyoruz.
Bizlerin de, “ Buradayız ! „ diyeceğimiz, birileri tarafından gerçekten temsil edileceğimiz günler gelmiştir.Tüm olumsuzluklara,antidemokratik tavırlara ve uygulamalara işte ancak o zaman siyasi yollardan dur diyebiliriz.

Gün, artık siyasi platformda birleşme ve bize ait olan herşeyi söke söke alana kadar yılmadan kararlı bir biçimde gitme günüdür.
Gün, başkaları tarafından verilmeyen temel haklarımızı savunma günüdür.
Gün,temel haklarımızı almaya giden yola koyulma zamanıdır.